Hava Savunma Sistemi ve Çin-Türkiye-Nato Üçgeni

Türkiye hava savunma sitemi ihalesini Çinli bir firma kazanınca kızılca kıyamet koptu desek yeridir. Başta NATO genel sekreteri Rasmussen ve ABD’li kimi derin gırtlaklar Türkiye’ye aba altından sopa göstererek bu yanlıştan dönmesi gerektiğini söylediler.

Bunları söylerken de temel argümanları bu sistemlerin NATO’ya ait diğer ekipmanlarla eşgüdümlü çalışamayacağı iddiası. Ancak kimi savunma kaynakları Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Rusya’dan aldıkları S300’lerin de NATO yapımı olmadığını ve bunun sorun teşkil etmeyeceği görüşündeler.

Peki bu karşı çıkışların altında yatan esas neden ne? Bunun için ilk önce hava savunma sistemini kazanan Çinli firmanın bize teknolojik ortaklık ve yerel payımızı artırma fırsatı verdiğini bilmemiz gerekir.  Bu da otomatik olarak ödememiz gereken tutarın düşmesine ve hava savunma sistemleri teknolojimizin de gelişmesi anlamına gelir ki “batı”nın endişesi tam olarak da budur.

Özellikle son yıllarda Deniz Kuvvetleri bünyesinde yapılan firkateynler ve savaş donanımları, denizde dışa bağımlılığımızı azaltırken, havada da bunun yaşanması elbette istenir bir durum olmasa gerek.

( Özellikle son yıllarda düzenlenen operasyonların özellikle Deniz Kuvvetlerinde yapılması bu noktada daha da dikkat çekici değil midir? Yani mücadele edilen darbeciler mi yoksa yerel teknoloji üretenler midir, siz karar verin)

Geçmişte örnekleri düzinelerce var aynı tutumların. Mesela İskenderun demir-çelik fabrikası yapılacağı zaman Avrupa buna kesinlikle karşı çıkmış ve işlenmiş cevher lazımsa gelin bizden alın deme küstahlığını sergilemişlerdir.

Tüm bu engellemelere karşı gereken teknolojik destek Ruslardan alınmış ve fabrika yapılmıştı. Bunda başka Paşabahçe Cam ambalaj üretimi, Petkim, Aliağa Rafinerisi de aynı kösteklemelerle karşılaşmış ve tamamı Rus teknolojik altyapısıyla gerçekleştirilmişti.

Bugün gelinen noktada yapılan ihaleyi Çinli bir firmanın kazanması ile Fransalı bir firmanın kazanması arasında bir fark olmasa gerek diye düşünüyoruz. Ülke olarak kendi hava savunmamızı kendi ekonomik ve askeri çıkarlarımız doğrultusunda kurmamız en doğal hakkımız. Umarız geçmişte gösterilen tepkilere karşı dirayetle duran devlet adamları hala vardır. Ve ulusal çıkarlarımız bu sefer dijital delillerle demir parmaklıklar arasında çürümeye bırakılmaz…

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bu yazıya toplam 3 tane yorum yapılmış.

  1. huseyin tanta diyor ki:

    Turk savunma sanayisinin yerli uretime gecmesinde ki en buyuk atilim son 10 yilda gerceklesti. Oyleki yuzde 35 lerde olan yerli uretim bugun yuzde65 lerde. Fakat bu basarinin hukumete degilde icerideki komutanlara baglanmasi garip. Aksine onlar iceri girdikten sonra uretim artti. Ozellikle de deniz kuvvetlerinde…

  2. Serkan Çetin diyor ki:

    İçerideki komutanlara bağladığım falan yok sayın Tanta:) sadece 200 denizci İzmir’de casuslukla suçlanıyor ya, o tür operasyonlara dem vurdum, (yani alt kademe subaylara yönelik olanlara). Ayrıca gemi projesi 2005’te başlanmış, sonuçlanması 2011. Zaman tüm yaşanılanları ortaya serecektir zaten, ama ben başarıyı kimseye bağlamadım. Aksine hava savunma ihalesini yapanlar bu kararlarının arkasında dururlarsa en büyük başarıyı gerçekleştirmiş olacaklar ki bu başarı da elbette kararı alan Türkiye Cumhuriyeti hükumetinin olacaktır. Oldu mu:))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>